Avrupa’nın Rekabetçilik Sınavı EU Inc.

Calendar Icon01.04.2026

Avrupa’nın Rekabetçilik Sınavı EU Inc.

Avrupa Komisyonu’nun 18 Mart 2026’da açıkladığı “EU Inc.” teklifi, bana göre Avrupa’nın uzun süredir konuştuğu ama somutlaştırmakta zorlandığı rekabetçilik ajandasının en net çıktılarından biri. Bugün Avrupa’da bir girişimin büyümek için karşılaştığı en büyük engellerden biri hukuki parçalanmışlık. 27 farklı hukuk sistemi ve 60’tan fazla şirket türü, özellikle start-up ve scale-up’lar için ciddi bir zaman ve maliyet bariyeri yaratıyor. Bu durum, birçok girişimin Avrupa yerine ABD gibi daha yeknesak sistemlere yönelmesine yol açıyor.

“EU Inc.” modeli tam da bu noktaya müdahale ediyor. İsteğe bağlı, dijital ve tek tip bir şirket rejimi sunarak girişimcilerin 48 saat içinde, düşük maliyetle ve asgari sermaye şartı olmadan şirket kurabilmesini öngörüyor. Ancak bence asıl önemli olan büyüme aşamasındaki sürtünmeleri azaltma iddiası. Hisse devrinde noter zorunluluğunun kaldırılması, finansman süreçlerinin dijitalleşmesi ve AB çapında çalışan hisse opsiyonu mekanizmalarının kolaylaştırılması gibi unsurlar, Avrupa’nın kronik “ölçeklenememe” sorununa doğrudan temas ediyor.

Hukuki perspektiften bakıldığında ise bu model oldukça ilginç bir yaklaşım sunuyor, ulusal şirketler hukukunu ortadan kaldırmadan, onun yanında çalışan opsiyonel bir “üst rejim” oluşturuluyor. Yani AB, klasik harmonizasyon yerine, rekabet eden bir hukuk seti öneriyor. Bu da aslında sessiz ama güçlü bir dönüşüm anlamına geliyor. Şirketler zamanla daha verimli olan rejimi tercih edecek ve bu tercihler, ulusal hukukları dolaylı olarak dönüştürecek.

Bir diğer dikkat çekici boyut ise bu teklifin sadece şirketler hukukuyla sınırlı olmaması. Vergi (BEFIT), yatırım (Savings and Investment Union), iş gücü mobilitesi ve dijital kamu hizmetleri gibi alanlarla birlikte düşünülüyor. Yani “EU Inc.” aslında daha büyük bir resmin parçası. Avrupa’yı girişim kurmak ve büyütmek için gerçekten cazip bir merkez haline getirme çabası.

Avrupa bu fırsatı kullanarak gerçekten küresel ölçekte rekabetçi bir girişim ekosistemi mi yaratacak, yoksa bu girişim de diğer birçok iyi niyetli reform gibi uygulama aşamasında yavaşlayacak mı? Çünkü bu kez mesele Avrupa’nın ekonomik geleceği.