ABD Yüksek Mahkemesi’nden Konum Verilerine İlişkin Tarihi Gizlilik Kararı
Anayasa Mahkemesi’nden KVKK Uygulamalarına İlişkin Emsal Karar
Anayasa Mahkemesi’nden KVKK uygulamaları ve idari yaptırımlar bakımından emsal niteliğinde karar
16 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararında Anayasa Mahkemesi, kişisel verilerin işlenmesi nedeniyle uygulanan bir idari para cezasını “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi kapsamında inceleyerek hak ihlali kararı verdi.
Olayın temelinde, bir kişinin telefon numarasının ve iletişim bilgilerinin bir sigorta şirketi tarafından aranarak finansal güvence danışmanlığı hizmetleri kapsamında teklif sunulması yer alıyor. İlgili kişi, kendisinden açık rıza alınmaksızın kişisel verilerinin kullanıldığı gerekçesiyle Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na başvuruyor. Yapılan incelemede söz konusu iletişim bilgilerinin, kişinin daha önce kendi iradesiyle kamuya açık platform olan bir internet sitesinde yayımladığı bilgilerden elde edildiği tespit ediliyor.
Buna rağmen KVKK tarafından, kişisel verilerin yayımlandıkları amaç dışında kullanıldığı değerlendirilerek şirket hakkında idari yaptırım uygulanıyor. İlk derece yargı mercileri de bu yaptırımı büyük ölçüde hukuka uygun buluyor. Ancak dosya bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi önüne taşınıyor.
Anayasa Mahkemesi kararında özellikle önemli bir noktaya dikkat çekiyor: 6698 sayılı Kanun’da, ilgili kişinin kendisi tarafından kamuya açıklanan veya anonimleştirilen verilerin hangi sınırlar içerisinde ve hangi amaçlarla kullanılabileceğine ilişkin açık, net ve öngörülebilir bir düzenleme bulunmadığını belirtiyor. Kurulun yaptırımı ise büyük ölçüde “anonimleştirme amacına aykırı kullanım” şeklindeki yorumuna dayanıyor. Mahkemeye göre, mevzuatta açık şekilde tanımlanmamış bir yükümlülüğün ihlali gerekçe gösterilerek idari para cezası uygulanması, Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle bağdaşmıyor.
Kararın veri koruma hukuku bakımından en önemli çıktısı, düzenleyici kurumların yorum yoluyla yeni yükümlülükler veya yaptırım alanları oluşturamayacağı yönündeki güçlü vurgu. AYM, bireylerin ve şirketlerin hangi davranışın yaptırıma tabi olduğunu önceden öngörebilmeleri gerektiğini, özellikle idari para cezalarının açık bir kanuni dayanağa sahip olmasının hukuk devleti ilkesinin temel gereği olduğunu belirtti.
Bu kararın önümüzdeki dönemde KVKK kararlarının yargısal denetiminde, veri işleme faaliyetlerinin hukuki sınırlarının belirlenmesinde ve idari yaptırımların kanunilik testine tabi tutulmasında sıkça referans gösterilecek önemli bir içtihat olacağını düşünüyorum.